"Okul koridorlarında asayişi sağlayan, "Koşma evladım!" cümlesini günde ortalama 400 kez kuran, soğuk çay ve yarım kalmış tost ile beslenen, teneffüslerin gizli ve yorgun kahramanı."
"Öğretmenliğin kokusu; siyah önlüklerin ve parmak uçlarının en sadık dostu, bir ders saati sonunda tahtayı silerken havada asılı kalan o mistik beyaz bulut."
"Tüm dertlerin bittiği o sihirli melodi; öğrencilerin kurtuluş marşı, öğretmenlerin ise 'Cümlem bitseydi bari' sitemiyle karşıladığı, 40 dakikalık sürenin hakemi."
"Okul gemisinin kaptanı; odasındaki çay kokusunun koridorlara yayılma hızıyla otoritesini hissettiren, bütçesizliğe karşı 'Bir şekilde hallederiz' cümlesiyle mucizeler yaratan strateji dehası."
"Sınıfın sergi alanı; en güzel resimlerin, en yüksek notlu yazılı kağıtlarının ve unutulmaması gereken duyuruların toplandığı, iğnelerin ve renkli kartonların festivale dönüştüğü duvar köşesi."
"Sınıfın mevcudiyet raporu; birinin 'burada değil' damgasını yediği an okulun radarından çıktığını belgeleyen, tenefüste müdür yardımcısına yetiştirilen o küçük pembe veya sarı kağıt parçası."
"Tahtanın tam üstünde duran o heybetli kare; her sabah bağımsızlığımızı hatırlatan, okulun en yüksek mevkisinde yer alan ve her öğrencinin ezberlemeden mezun olamadığı milli gurur tablosu."
"Sınıfın sinema ekranı; aşağı inerken çıkan o 'vıııjt' sesiyle herkesi heyecanlandıran, güneş vurunca hiçbir şeyin görünmediği ama film izleme ihtimaliyle kalpleri çalan beyaz sayfa."
"Coğrafya derslerinin gizli asası; bazen bir kıtayı işaret eden, bazen de sınıfın dikkatini toplamak için masaya 'tık tık' vurulan, öğretmenin elindeki en eski teknolojik uzantı."
"Koca bir krallığın kapısını açan o küçük metal parça; sabahları nöbetçi öğrencinin peşinde koştuğu, kaybolduğunda tüm sınıfın kapıda 'mahsur kalan turistler' gibi beklemesine neden olan tılsım."