Kapak
Romanlara Dön
Tefrika Roman

Rüzgarın Hafızası II

Sıfırıncı Gün III - Zeytin ve Barut

Hamza Erol 24.05.2026 6 YAYINDA

"Rüzgârın Hafızası II (Sıfırıncı Gün III) - Zeytin ve Barut", geçmişle geleceğin, askeri disiplinle antik dünyanın çarpıştığı epik bir zaman yolculuğu ve direniş hikayesidir.
Eski bir asker olan Serdar Yalın, 2005 yılında Aydın Jandarma Eğitim Taburu'nda açıklanamayan bir şekilde kaybolan silah arkadaşları Yılmaz ve Aylin'in kapalı dosyalarını araştırmak üzere eski taburuna döner. Olay yerinde aniden açılan gizemli bir zaman çukuruna düşen Serdar, gözlerini antik Tralleis kentinde açar. Burada, hafızalarını yitirmiş ve artık demirci Tarhun ile şifacı Leya kimlikleriyle yaşayan eski dostlarını bulur. Üçlü, şehri ve zeytin limanlarını acımasızca sömüren tiran Morkos'a karşı modern askeri stratejileri ve barutun gölgesini kullanarak zorlu bir halk direnişi başlatır.
Serdar'ın geçmişe taşıdığı modern nesneler ve ağzından kaçırdığı "Rolpa" kelimesi, Morkos'un elinde antik çağın ilk acımasız ve karanlık sistemine dönüşürken; zaman portalının her iki dünyayı da yutmasını engellemek isteyen kahramanlarımız, kapıyı sonsuza dek mühürleyerek geçmişte kalmayı seçerler. Antik çağda tıp, savunma ve adil ticaret üzerine yeni bir düzen kuran üçlünün geleceğe bıraktığı tablet ve izler, binlerce yıl sonra 2026 yılındaki kazılarda gün yüzüne çıkarak; sadakatin, sevginin ve zamanın asla kopmayan bağını gözler önüne serer.

Romanın Karakterleri

Serdar YALIN
Serdar YALIN
Sıfırıncı Gün Protokolü Komutanı / Zaman Yolcus...
Tabip Üsteğmen Aylin ERSOY (Şifacı Leya)
Tabip Üsteğmen Aylin ERSOY (Şifacı Leya)
GATA Mezunu Cerrah / Antik Çağ "Mucize" Şifacısı.
Uzman Çavuş Yılmaz DEMİR (Demirci Tarhun)
Uzman Çavuş Yılmaz DEMİR (Demirci Tarhun)
Saha Operatörü / Tralleis Başdemircisi.
TÜCCAR MORKOS (Murat Erkmen'in Atası)
TÜCCAR MORKOS (Murat Erkmen'in Atası)
Liman ve Ticaret Tekelcisi / Geçmişin Entrika M...

İçindekiler

Zaman, bazen ileriye doğru akan düz bir çizgi değil; kendi üstüne katlanan, başladığı yeri arayan kör bir düğümdür.
Zeytin ve Barut, yirmi bir yıl boyunca üzeri resmi evrakların soğuk diliyle, "firar" kelimesinin ağırlığıyla örtülmüş bir yaranın yeniden kanamaya başlama hikâyesidir. Bazen bir hakikati saklamak için onu toprağın metrelerce altına gömmek yetmez; çünkü toprak, günü geldiğinde sakladığı her şeyi kusar. Bizler, üzeri örtülen dertlerin bittiğine inanmaya ne kadar meyilliysek, geçmiş de kendini hatırlatmaya o kadar kararlıdır.
Bu sayfalarda sadece kayıp iki askerin izini süren yorgun bir adamın adımlarını değil; antik çağın karanlığında, mermer tozlarının arasında filizlenen bir direnişi okuyacaksınız. Bir yanda şifanın, toprağın ve binlerce yıllık sabrın simgesi olan zeytin; diğer yanda gücün, yıkımın ve hırslı bir tiranın elinde şekillenen barut...
Bu kitap, "sıfırıncı gün"ün aslında bir son değil, geri dönüşü olmayan bir başlangıç olduğunu fısıldıyor. İpin ucunda sallanan o ağırlık hiçbir zaman yere değmedi, çünkü bazı karanlıklar, içine cesaretle bakılmadan aydınlanmaz.
Şimdi, o yarım kalmış nöbeti devralma vakti. İpi takip etmeyin; ipi sıkıca tutun.

Bölüm Kapak
Bölüm 1 - Eski Bir Görev Emri
12 Sahne 214 dk 6

Yirmi bir yıl önce Aydın Jandarma Eğitim Taburu'nda yaşanan gizemli bir olayda silah arkadaşları Yılmaz Demir ve Tabip Üsteğmen Aylin Ersoy'u kaybeden emekli asker Serdar Yalın, geçmişiyle yüzleşmek için eski taburuna geri döner. Baştabiplik odasında eski dostu Albay Selçuk ile bir araya gelen Serdar, olayın resmi kayıtlara korkakça "firar" olarak geçirildiğini; ancak gerçekte manyetik sapmaların, zaman uyumsuzluklarının ve dibi bulunamayan 50 metrelik bir çukurun örtbas edildiğini gösteren gayriresmi tutanakları inceler. İnceleme sırasında Aylin'e ait "hayat ağacı" motifli gümüş kolyeyi gören Serdar, yıllardır bastırdığı suçluluk ve dile getiremediği sevgi duygularıyla kolyeyi gizlice ceketinin iç cebine alır. Gecenin ilerleyen saatlerinde konağından çıkıp revir binasının önüne gittiğinde yağmur damlalarının havada asılı kalması, pusula ve saatlerin bozulması, telsiz parazitlerinin duyulması gibi doğaüstü anomalilerle karşılaşır. Yağmurun altında, 2005 yılında arkadaşlarını yutan çukur betonun ortasında sessizce yeniden açılır. Geri dönme şansı olmasına ve tüm askeri hayatta kalma reflekslerine rağmen bunu reddeden Serdar, boynundaki kolyenin de ısınmasıyla bu durumu "gecikmiş bir görev emri" olarak kabul eder ve kendi iradesiyle açılan karanlığın içine atlar. Düşüşü sırasında 2005 yılındaki sarı halatı gören ve Aylin ile Yılmaz'ın geçmişten gelen yankılı seslerini duyan Serdar, nemli yağmur kokusunun yerini mermer tozu, kızgın demir ve kuru toprağın almasıyla birlikte antik Tralleis kentine doğru zamanın ötesine geçiş yapar.

Bu kısma ait bölümler henüz yayımlanmamıştır.

Bu kısma ait bölümler henüz yayımlanmamıştır.

Arka Kapak Görseli
“Bazı yollar insanı uzağa değil, en çok sustuğu yere götürür.”
Yıl 2005. Aydın Jandarma Eğitim Taburu’nda açıklanamayan sarsıntılı bir gece, derinliği ölçülemeyen bir çukur ve karanlığa karışan iki asker: Yılmaz ve Aylin. Ardında bırakılan tek şey, resmi kayıtlara düşülen haksız bir kelimeydi: Firar.
Yıl 2026. Geçmişin hayaletlerinden kaçtığını sanan eski asker Serdar Yalın, kendini yirmi bir yıl önce yarım bıraktığı o çukurun başında bulur. Ancak bu kez toprak sadece yarılmakla kalmaz; zamanın mühürlü kapılarını antik Tralleis kentine açar.
Serdar, düştüğü bu amansız çağda yalnız olmadığını çok geçmeden anlayacaktır. Karşısında hafızasını yitirmiş, demirci "Tarhun" olarak yeniden doğan sadık silah arkadaşı Yılmaz ve modern tıbbı Anadolu’nun şifalı bitkileriyle harmanlayarak "Leya" ismini alan Tabip Üsteğmen Aylin vardır. Ancak bu üçlü, sadece geçmişlerini bulmak için değil, antik kentin kaynaklarını sömürerek geleceğin karanlık sistemini kurmaya çalışan acımasız tiran Morkos’a karşı da savaşmak zorundadır.
Zamanın büküldüğü, zeytin dalının barut kokusuyla sınandığı bu amansız ölüm kalım savaşında, Serdar’ın cebinden düşen gümüş bir hayat ağacı kolye, unutulmuş tüm yeminleri yeniden hatırlatacaktır.
Modern bir mermi, antik bir tiranı devirebilir mi? Yoksa düşmanın eline geçen bir "isim", binlerce yıllık bir laneti mi başlatır?
Rüzgârın Hafızası serisinin bu çarpıcı durağında, nefesinizi tutarak okuyacağınız bir zaman, sadakat ve direniş destanına davetlisiniz.