Öğrencilerde Eleştirel ve Analitik Düşünme Becerilerini Geliştirmek

Ölçme ve Değerlendirme 03.08.2026

Öğrencilerde Eleştirel ve Analitik Düşünme Becerilerini Geliştirmek

Öğrencilerde Eleştirel ve Analitik Düşünme Becerilerini Geliştirmek: Öğretmenler İçin Uygulama Rehberi

Bilgiye ulaşmanın zor olduğu bir dönemden, birkaç saniye içinde binlerce bilgi kaynağına erişebildiğimiz bir döneme geldik.

Bugün bir öğrenci merak ettiği herhangi bir konuyu arama motorunda arayabilir, sosyal medyada yüzlerce açıklamayla karşılaşabilir veya üretken yapay zekâ araçlarından saniyeler içinde ayrıntılı cevaplar alabilir.

Ancak bilgiye ulaşmanın kolaylaşması yeni bir problemi beraberinde getiriyor:

Karşımıza çıkan bilginin doğru, güvenilir ve kullanılabilir olup olmadığını nasıl anlayacağız?

Bir internet sitesinde yazıyor olması bilginin doğru olduğunu göstermez.

Çok paylaşılmış bir sosyal medya gönderisi bilimsel kanıt değildir.

Bir videoda son derece kendinden emin biçimde anlatılan bilgiler yanlış olabilir.

Hatta yapay zekânın ikna edici bir dille verdiği cevaplar bile hatalar içerebilir.

Bu nedenle günümüzde öğrencilerimize yalnızca bilgi aktarmak yeterli değildir. Onlara karşılaştıkları bilgiyi sorgulamayı, çözümlemeyi, kanıtları değerlendirmeyi ve gerekçeli sonuçlara ulaşmayı da öğretmemiz gerekir.

Eleştirel ve analitik düşünme becerilerinin önemi tam olarak burada ortaya çıkar.

Eleştirel Düşünme Nedir?

Eleştirel düşünme, her söylenene karşı çıkmak veya sürekli kusur aramak değildir.

Eleştirel düşünen birey karşılaştığı bilgiye şu tür sorular yöneltebilir:

  • Bu bilgi hangi kanıta dayanıyor?

  • Kaynak güvenilir mi?

  • İddia ile kanıt gerçekten birbirini destekliyor mu?

  • Burada gözden kaçırılmış başka bir açıklama olabilir mi?

  • Bilginin kaynağının bir çıkarı veya taraflılığı olabilir mi?

  • Aynı konuyla ilgili başka kaynaklar ne söylüyor?

  • Verilen sonuç mevcut verilerden gerçekten çıkarılabilir mi?

  • Yeni bir kanıt ortaya çıkarsa görüşümü değiştirmem gerekir mi?

Dolayısıyla eleştirel düşünmenin temelinde sorgulama ve gerekçelendirme vardır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde de eleştirel düşünme; bir olay, konu, problem veya durumun sorgulanması, bunun üzerinde akıl yürütülmesi ve ulaşılan çıkarımların yeniden değerlendirilmesiyle ilişkilendirilmektedir.

Analitik Düşünme Nedir?

Analitik düşünme ise karmaşık bir konuyu veya problemi daha küçük parçalara ayırarak bu parçalar arasındaki ilişkileri anlamaya çalışmayı içerir.

Bir öğrenci analitik düşünürken örneğin;

  • problemi oluşturan temel unsurları belirleyebilir,

  • nedenleri ve sonuçları ayırabilir,

  • benzerlik ve farklılıkları karşılaştırabilir,

  • değişkenler arasındaki ilişkileri inceleyebilir,

  • önemli ve önemsiz bilgileri ayırt edebilir,

  • büyük bir problemi daha küçük problemlere bölebilir.

Bu nedenle eleştirel düşünme ile analitik düşünme birbirinden tamamen bağımsız değildir.

Analitik düşünme çoğu zaman bize “Bu durum nasıl oluşuyor?” sorusunu sordururken, eleştirel düşünme:

“Bu açıklamayı kabul etmek için yeterli gerekçemiz var mı?”

sorusunu ekler.


Her Sorunun Birden Fazla Doğru Cevabı Olmak Zorunda Değildir

Eleştirel düşünmenin öğretilmesi sırasında kullanılan bazı ifadeler yanlış anlaşılabilir.

Bunlardan biri:

“Her sorunun birden fazla doğru cevabı vardır.”

düşüncesidir.

Bu ifade her durum için geçerli değildir.

Örneğin:

“İnsan somatik hücresinde kaç kromozom bulunur?”

sorusunun bilimsel olarak belirli bir cevabı vardır.

Ancak:

“Bir kentte hava kirliliğini azaltmak için hangi politika uygulanmalıdır?”

gibi karmaşık problemlerde birden fazla uygulanabilir çözüm bulunabilir.

Öğrenciden beklenen burada rastgele görüş bildirmesi değildir.

Asıl beceri:

Alternatif çözümleri kanıtlarla karşılaştırarak gerekçeli bir tercih yapabilmektir.

Bu nedenle sınıfta öğrencilere öğretmemiz gereken düşünce:

“Her cevap doğrudur.”

değil;

“Bazı problemlerde birden fazla olası çözüm bulunabilir ancak her çözümün kanıt ve gerekçeyle savunulması gerekir.”

olmalıdır.


Eleştirel Düşünmenin İlk Adımı: İyi Soru Sormak

Öğrencinin düşünme derinliğini etkileyen en önemli sınıf içi araçlardan biri öğretmenin sorduğu sorulardır.

Örneğin:

“Fotosentez için ışık gerekli midir?”

sorusu öğrenciden büyük ölçüde “evet” veya “hayır” cevabı ister.

Ancak aynı konu şöyle sorulabilir:

“Işık şiddetinin artması fotosentez hızını her koşulda artırır mı? Neden?”

İkinci soruda öğrenci artık yalnızca bilgiyi hatırlamaz.

Koşulları düşünmek, sınırlayıcı faktörleri hatırlamak ve cevabını gerekçelendirmek zorundadır.

Bu küçük değişiklik bile öğrencinin kullanacağı zihinsel süreci değiştirebilir.


Sınıfta Kullanılabilecek Güçlü Soru Kalıpları

Öğretmenin her ders için ayrı ayrı onlarca yeni soru tekniği öğrenmesine gerek yoktur.

Bazı temel soru kalıpları farklı derslere kolaylıkla uyarlanabilir.

“Bunun kanıtı nedir?”

Öğrencinin verdiği cevabın gerekçesini açıklamasını sağlar.

“Başka nasıl açıklanabilir?”

Tek bir açıklamaya erken bağlanmasını önler.

“Bu görüşün tersini savunan biri ne söyleyebilir?”

Alternatif bakış açılarını değerlendirmesini sağlar.

“Hangi bilgi eksik?”

Öğrenciyi verilenleri sorgulamaya yöneltir.

“Bu sonuç hangi koşullarda değişebilir?”

Genelleme yapmanın sınırlarını fark ettirir.

“Bu iki kaynaktan hangisine daha fazla güvenirsiniz? Neden?”

Kaynak değerlendirme becerisini geliştirir.

“Bu iddiayı çürütecek hangi kanıt bulunabilir?”

Öğrencinin yalnızca kendi görüşünü destekleyen bilgi aramasını engeller.

“Fikrini değiştirecek bir kanıt ne olabilir?”

Eleştirel düşünmenin önemli unsurlarından biri olan açık fikirliliği destekler.


“Neden?” Sorusunun Gücü

Bir öğretmenin sınıfta yapabileceği en basit ancak etkili değişikliklerden biri, öğrencinin verdiği cevabın ardından:

“Neden?”

diye sormaktır.

Örneğin öğrenci:

“Cevap C.”

dediğinde öğretmenin:

“Cevabının C olduğunu hangi bilgiye dayanarak söylüyorsun?”

diye sorması, öğrenciyi düşünme sürecini açıklamaya yönlendirir.

Bu yaklaşım zaman içinde öğrencinin yalnızca cevap üretmek yerine cevabına dayanak arama alışkanlığı kazanmasına yardımcı olabilir.


Ancak Sürekli “Neden?” Demek de Yeterli Değildir

Her durumda yalnızca “neden?” sorusunun sorulması da zamanla mekanikleşebilir.

Bu nedenle öğretmen farklı düşünme yollarını harekete geçiren sorular kullanmalıdır.

Örneğin:

Karşılaştırma

“Bu iki durumun ortak ve farklı yönleri nelerdir?”

Tahmin

“Bu değişkeni değiştirirsek ne olmasını beklersin?”

Kanıt

“Bu sonucunu hangi veriye dayandırıyorsun?”

Alternatif

“Başka hangi açıklama mümkün olabilir?”

Değerlendirme

“Bu çözümün güçlü ve zayıf yönleri nelerdir?”

Aktarma

“Aynı ilkeyi farklı bir durumda nasıl kullanabiliriz?”

Bu soru türlerinin birlikte kullanılması öğrencilerin yalnızca ezber bilgisini değil farklı düşünme süreçlerini de kullanmasını sağlar.


Bekleme Süresi: Soruyu Sorup Hemen Cevabı Vermemek

Eleştirel düşünmeyi geliştirmeye çalışırken gözden kaçan önemli noktalardan biri öğrenciye düşünmek için zaman vermektir.

Öğretmen bir soru sorduktan sonra sınıfta kısa bir sessizlik oluşabilir.

Bu sessizlik çoğu zaman rahatsız edici gelir ve öğretmen soruyu hemen başka bir öğrenciye yöneltebilir veya cevabı kendisi verebilir.

Oysa özellikle analiz ve değerlendirme gerektiren soruların cevabı öğrencinin zihninde birkaç saniye içinde oluşmayabilir.

Öğrenciye;

  • verileri düşünmek,

  • geçmiş bilgilerini hatırlamak,

  • seçenekleri değerlendirmek,

  • cevabını ifade edecek kelimeleri seçmek

için zaman gerekir.

Eleştirel düşünme hız yarışması değildir.


Öğrencinin Cevabını Hemen Doğru veya Yanlış Diye Etiketlemeyin

Öğrenci bir cevap verdiğinde öğretmenin:

“Doğru.”

veya:

“Hayır, yanlış.”

demesi doğal bir sınıf davranışıdır.

Ancak tartışmaya açık konularda cevabı hemen sonlandırmak diğer öğrencilerin düşünme sürecini durdurabilir.

Bunun yerine bazen:

“Bu görüşü destekleyen var mı?”

“Farklı düşünen biri var mı?”

“Bu cevaba bir kanıt ekleyebilir miyiz?”

gibi sorular kullanılabilir.

Böylece cevap öğretmen ile tek bir öğrenci arasında kalmak yerine sınıfın ortak düşünme konusu hâline gelir.


Münazara: Kazanmak Değil, Argüman Kurmak

Münazara eleştirel düşünmeyi geliştirmek için oldukça güçlü bir araç olabilir.

Ancak münazaranın amacı yalnızca karşı tarafı yenmek olarak görülmemelidir.

Öğrenci;

  1. bir iddia oluşturmalı,

  2. iddiasını kanıtlarla desteklemeli,

  3. karşı görüşü dinlemeli,

  4. karşı görüşün güçlü ve zayıf noktalarını değerlendirmeli,

  5. gerektiğinde kendi argümanını yeniden düzenlemelidir.

Bu süreç eleştirel düşünmenin birçok bileşenini aynı anda çalıştırır.


Öğrenciye Katılmadığı Görüşü Savundurmak

Öğretmen zaman zaman öğrenciye kendi görüşünün tersini savunma görevi verebilir.

Örneğin sınıfta tartışılan bir konu için öğrenciler iki gruba ayrılabilir.

İkinci turda gruplar yer değiştirebilir.

Böylece öğrenci başlangıçta karşı çıktığı görüş için de kanıt aramak zorunda kalır.

Bu yöntem öğrenciye çok önemli bir beceri kazandırır:

Bir görüşü anlamak, o görüşe katılmak anlamına gelmez.

Karşı argümanı doğru biçimde anlayabilmek, nitelikli düşünmenin önemli parçalarından biridir.


Vaka Analizi: Gerçek Hayatın Karmaşıklığını Sınıfa Getirmek

Eleştirel ve analitik düşünme becerilerini geliştirmek için kullanılabilecek güçlü yöntemlerden biri vaka analizidir.

Öğrenciye gerçek veya gerçeğe yakın bir problem sunulur.

Örneğin biyoloji dersinde:

Bir bölgede sivrisinek popülasyonunun hızla arttığı ve bulaşıcı hastalık riskinin yükseldiği belirtilsin.

Öğrencilere;

  • pestisit kullanımı,

  • biyolojik mücadele,

  • sulak alanların düzenlenmesi,

  • toplumsal bilinçlendirme

gibi farklı çözüm seçenekleri sunulabilir.

Daha sonra:

“Hangi çözümü önerirsiniz?”

diye sorulabilir.

Ancak asıl önemli bölüm bundan sonra gelir:

“Neden?”

“Önerinizin çevresel sonuçları nelerdir?”

“Başka hangi veriye ihtiyaç duyarsınız?”

“Kısa vadede etkili olan çözüm uzun vadede hangi probleme yol açabilir?”

Bu sorular problemin tek boyutlu değerlendirilmesini engeller.


Karar Matrisi Kullanmak

Özellikle birden fazla çözüm bulunan problemlerde öğrenciler basit bir karar matrisi oluşturabilir.

Örneğin üç çözümü şu ölçütlere göre değerlendirebilirler:

  • maliyet,

  • çevresel etki,

  • uygulanabilirlik,

  • uzun vadeli sürdürülebilirlik,

  • toplumsal kabul.

Böylece öğrenci:

“Ben bunu daha çok beğendim.”

demek yerine belirlediği ölçütlere göre karşılaştırma yapar.

Bu çalışma analitik düşünmenin temelini oluşturan parçalara ayırma ve ilişkileri karşılaştırma becerilerini destekler.


Kaynak Doğrulama: Dijital Çağın Temel Becerilerinden Biri

Öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek için günümüz sınıflarında uygulanabilecek en değerli çalışmalardan biri kaynak doğrulamadır.

Öğrenciye internette karşılaşabileceği bir iddia verilebilir.

Örneğin:

“Telefonların yaydığı ışık kalıcı görme kaybına neden olur.”

Öğrenciden hemen bu iddianın doğru veya yanlış olduğuna karar vermesi istenmemelidir.

Bunun yerine araştırma süreci başlatılabilir.

Kaynak kim?

İddia nerede yayımlanmış?

Kaynağın uzmanlığı var mı?

Konuyla ilgili bilimsel veya kurumsal yetkinliği bulunuyor mu?

Kanıt gösterilmiş mi?

Araştırmaya veya doğrulanabilir verilere atıf yapılıyor mu?

Başka güvenilir kaynaklar ne söylüyor?

Bağımsız kaynaklardan aynı bilgi doğrulanabiliyor mu?

Başlık ile içerik aynı şeyi mi söylüyor?

Sansasyonel başlıklar bazen araştırmanın gerçek sonucunu çarpıtabilir.

Tarih nedir?

Bilgi güncel mi?

Bu basit kontrol alışkanlığı öğrencinin internette gördüğü her içeriği otomatik olarak doğru kabul etmesini engeller.

TYMM'nin bilgi okuryazarlığı çerçevesinde de bilgiye ulaşmanın yanında ulaşılan bilgiyi doğrulama açık biçimde yer almaktadır.


Sosyal Medya Paylaşımını Sınıfta İncelemek

Kaynak doğrulama etkinliklerinin mutlaka uzun ödevler şeklinde hazırlanmasına gerek yoktur.

Öğretmen sınıfa örnek bir sosyal medya paylaşımı getirebilir.

Öğrencilerden:

  1. Paylaşımdaki temel iddiayı belirlemeleri,

  2. İddianın kanıtını bulmaları,

  3. Kaynağı değerlendirmeleri,

  4. Bilgiyi başka kaynaklarla karşılaştırmaları,

  5. Sonuçlarını gerekçelendirmeleri

istenebilir.

Böylece öğrenciler yalnızca ders içeriğini değil, günlük hayatta sürekli karşılaştıkları bilgi ortamını da sorgulamayı öğrenir.


Görseller de Sorgulanmalıdır

Dijital ortamda yanlış bilgi yalnızca metinlerle yayılmaz.

Fotoğraflar, grafikler ve videolar da yanlış yönlendirebilir.

Örneğin bir grafik belirli bir sonucu destekliyormuş gibi görünebilir ancak dikey eksenin başlangıç değeri değiştirilmiş olabilir.

Bir fotoğraf gerçek olabilir ancak farklı bir olaydan alınmış olabilir.

Bir görsel yapay zekâ ile oluşturulmuş olabilir.

Bu nedenle öğrenciler görsellere de şu soruları yöneltebilmelidir:

  • Bu görsel nereden geliyor?

  • Görselin tarihi nedir?

  • Orijinal bağlamı nedir?

  • Üzerinde değişiklik yapılmış olabilir mi?

  • Grafik hangi veriyi gösteriyor?

  • Eksenler ve ölçekler yanıltıcı mı?

  • Görsel gerçekten iddiayı destekliyor mu?

TYMM'de görsel okuryazarlık kapsamında görseli sorgulama, görselle ilgili akıl yürütme ve çıkarımları değerlendirme süreçlerinin ayrıca tanımlanması bu açıdan dikkat çekicidir.


“İddia – Kanıt – Gerekçe” Modeli

Öğrencilere eleştirel düşünmeyi öğretmenin en kullanışlı yollarından biri cevaplarını üç parçaya ayırmalarını istemektir:

İddia

“Sonucum nedir?”

Kanıt

“Bu sonucu destekleyen veri nedir?”

Gerekçe

“Bu veri neden benim sonucumu destekliyor?”

Örneğin öğrenci:

İddia: Bitkinin büyümesini sınırlayan faktör ışık değildir.

Kanıt: Işık şiddeti artırıldığı hâlde büyüme hızında artış görülmemiştir.

Gerekçe: Işığın artırılması sonucu değiştirmediğine göre başka bir faktör sınırlayıcı olabilir.

şeklinde bir yapı kurabilir.

Bu yöntem öğrencinin “cevabı biliyorum” aşamasından “cevabımı kanıtlayabiliyorum” aşamasına geçmesine yardımcı olur.


Hata Avcılığı Etkinliği

Öğretmen öğrencilere bilerek hatalı hazırlanmış kısa bir açıklama verebilir.

Örneğin:

“Antibiyotikler virüslerin hücre duvarını parçalayarak grip hastalığını tedavi eder.”

Öğrencilerden:

  • hataları bulmaları,

  • neden yanlış olduğunu açıklamaları,

  • doğru ifadeyi oluşturmaları

istenebilir.

Bu tür etkinlikler özellikle fen bilimlerinde öğrencilerin kavram yanılgılarını ortaya çıkarmak için yararlıdır.

Öğrenciye hazır doğru bilgiyi vermek yerine yanlış bilgiyi analiz ettirmek, farklı bir zihinsel süreç oluşturur.


Hangi Bilginin Eksik Olduğunu Sormak

Öğretmenler çoğu zaman öğrenciye bütün bilgileri verir ve çözüm ister.

Eleştirel düşünmeyi geliştirmek için bazen bunun tersini yapmak da değerlidir.

Örneğin:

“Bir araştırmada A grubunun hastalığa yakalanma oranının B grubundan daha düşük olduğu görülmüştür. Araştırmacılar X maddesinin hastalığı önlediğini ileri sürmektedir.”

Ardından öğrenciye:

“Bu sonuca güvenebilmek için başka hangi bilgilere ihtiyacımız var?”

diye sorulabilir.

Öğrenciler;

  • gruplardaki kişi sayısını,

  • yaş dağılımını,

  • deney tasarımını,

  • diğer değişkenlerin kontrol edilip edilmediğini,

  • araştırmanın süresini

sorgulamaya başlayabilir.

Bu soru öğrenciye sonuca ulaşmaktan önce sonucun geçerliliğini sorgulamayı öğretir.


Öğretmenin Kendi Görüşünü Geciktirmesi

Eleştirel düşünmenin gelişmesini engelleyebilecek sınıf davranışlarından biri öğretmenin kendi görüşünü tartışmanın başında açıklamasıdır.

Öğrenciler öğretmenin hangi cevabı doğru kabul ettiğini anladıklarında kendi düşüncelerini geliştirmek yerine öğretmenin beklediği cevabı üretmeye yönelebilir.

Özellikle tartışmaya açık konularda öğretmen önce öğrencilerin;

  • görüşlerini,

  • kanıtlarını,

  • karşı argümanlarını

ortaya koymasına fırsat vermelidir.

Öğretmen burada cevabın sahibi olmaktan çok düşünme sürecinin yönlendiricisi olabilir.


Güvenli Bir Tartışma Ortamı Olmadan Eleştirel Düşünme Gelişmez

Öğrenci yanlış cevap verdiğinde alay edilmekten veya öğretmenin tepkisinden korkuyorsa fikir üretmek istemez.

Eleştirel düşünme için öğrencinin:

“Bilmiyorum ama şöyle düşünüyorum.”

“Bu görüşe katılmıyorum çünkü...”

“İlk başta böyle düşünüyordum ancak verilen kanıt fikrimi değiştirdi.”

diyebileceği bir sınıf ortamına ihtiyaç vardır.

Fikrini değiştirmek başarısızlık değildir.

Tam tersine yeni kanıt karşısında görüşünü değiştirebilmek nitelikli düşünmenin önemli göstergelerinden biridir.


Eleştirel Düşünme Nasıl Değerlendirilebilir?

Eleştirel düşünmenin değerlendirilmesi yalnızca öğrencinin verdiği son cevaba bakılarak yapılmamalıdır.

Öğretmen örneğin şu ölçütleri kullanabilir:

  • İddiayı açık biçimde ortaya koyuyor mu?

  • İlgili kanıtları seçebiliyor mu?

  • Kaynağın güvenilirliğini değerlendiriyor mu?

  • Alternatif açıklamaları dikkate alıyor mu?

  • Kanıt ile sonuç arasında mantıklı ilişki kuruyor mu?

  • Karşı görüşü doğru biçimde ifade edebiliyor mu?

  • Yeni kanıt karşısında değerlendirmesini güncelleyebiliyor mu?

Böylece öğrencinin düşünme süreci daha görünür hâle gelir.


Yapay Zekâ Çağında Eleştirel Düşünme Neden Daha Önemli?

Üretken yapay zekâ araçları öğrencilere çok önemli öğrenme fırsatları sunuyor.

Ancak aynı zamanda yeni bir beceri ihtiyacı oluşturuyor.

Bir yapay zekâ sistemi son derece ikna edici bir cevap verebilir ancak cevap;

  • eksik,

  • güncelliğini yitirmiş,

  • bağlamdan kopuk

  • veya tamamen yanlış

olabilir.

Bu nedenle geleceğin öğrencisinin yalnızca:

“Yapay zekâya doğru soruyu sorabilmesi”

yeterli değildir.

Aynı zamanda:

“Aldığım cevabın doğru olduğundan nasıl emin olabilirim?”

sorusunu da sorması gerekir.

Öğrenci yapay zekâdan aldığı cevabı;

  • ders kitabıyla,

  • resmî kaynaklarla,

  • bilimsel yayınlarla,

  • farklı güvenilir kaynaklarla

karşılaştırmayı öğrenmelidir.

Yapay zekânın yaygınlaşması eleştirel düşünmeyi gereksiz hâle getirmemiştir.

Tam tersine eleştirel düşünmeye duyulan ihtiyacı artırmıştır.


Eleştirel Düşünme Bir Ders Konusu Değil, Bir Alışkanlıktır

Öğrencilere bir hafta “eleştirel düşünme etkinliği” yaptırıp daha sonra tamamen geleneksel öğretime dönmek, bu becerinin gelişmesi için yeterli değildir.

Eleştirel düşünme;

  • biyolojide deney sonuçlarını sorgularken,

  • tarihte farklı kaynakları karşılaştırırken,

  • matematikte çözüm yolunu gerekçelendirirken,

  • Türkçede bir metnin iddialarını değerlendirirken,

  • coğrafyada verileri yorumlarken

sürekli kullanılabilir.

Dolayısıyla eleştirel düşünme ayrı bir ders olmaktan çok derslerin içinde tekrar tekrar yaşatılması gereken bir düşünme alışkanlığıdır.


Öğretmenler İçin 7 Soruluk Hızlı Kontrol

Bir ders veya etkinlik hazırladıktan sonra öğretmen kendisine şu soruları sorabilir:

1. Öğrenciler yalnızca bilgiyi mi hatırlıyor?

Yoksa bilgiyi kullanmak zorunda mı?

2. Öğrenciden gerekçe istiyor muyum?

“Doğru cevap” yanında “Neden?” sorusu var mı?

3. Birden fazla bakış açısına yer veriyor muyum?

Öğrenci alternatif açıklamaları değerlendirebiliyor mu?

4. Kanıt kullanılıyor mu?

Öğrencinin kararını destekleyecek veri var mı?

5. Kaynak sorgulaması yaptırıyor muyum?

Bilginin nereden geldiği değerlendiriliyor mu?

6. Öğrenci fikrini değiştirebilir mi?

Yeni kanıt karşısında görüşünü yeniden değerlendirmesine izin veriliyor mu?

7. Öğrenci kendi düşünme sürecinin farkına varıyor mu?

“Bu sonuca nasıl ulaştın?” sorusuna cevap verebiliyor mu?

Bu yedi sorudan birkaçının bile düzenli olarak sınıfta kullanılması, öğrenme ortamının niteliğini önemli ölçüde değiştirebilir.

Sonuç: Gelecekte Önemli Olan Bilgiyi Bulmak Değil, Onunla Ne Yapacağını Bilmektir

Ezberlenen bazı bilgiler zaman içinde unutulabilir.

Ancak öğrenci;

  • doğru soruyu sorabiliyorsa,

  • kanıt arıyorsa,

  • kaynakları karşılaştırıyorsa,

  • farklı görüşleri değerlendirebiliyorsa,

  • mantıklı çıkarımlar yapabiliyorsa,

  • kendi düşüncesini sorgulayabiliyorsa

  • ve yeni kanıt karşısında fikrini değiştirebiliyorsa

çok daha kalıcı bir öğrenme becerisi kazanmış olur.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde eleştirel düşünmenin sorgulama, akıl yürütme ve yansıtmayla; bilgi okuryazarlığının ise bilgiye ulaşmanın yanında bilgiyi doğrulama, çözümleme ve kullanmayla ilişkilendirilmesi de bu yaklaşımı desteklemektedir.

Öğretmenin görevi artık yalnızca öğrenciye doğru cevabı göstermek değildir.

Öğrencinin:

“Bunu nereden biliyorum?”

“Kanıtım nedir?”

“Başka bir açıklama mümkün mü?”

“Bu kaynağa neden güvenmeliyim?”

“Yeni bir kanıt fikrimi değiştirir mi?”

sorularını kendi kendine sormayı öğrenmesine yardımcı olmaktır.

Çünkü bilgi çağında güçlü olan birey, her şeyi bilen kişi değildir.

Bilgiyle karşılaştığında ne yapacağını bilen kişidir.


Makale Bilgileri
Okunma: 122

Etiketler:

eleştirel düşünme analitik düşünme TYMM sorgulama becerisi sınıf içi etkinlikler soru sorma teknikleri kaynak doğrulama medya okuryazarlığı problem çözme öğretmen rehberi
🍪 Sitemizde, size daha iyi bir deneyim sunabilmek ve içerikleri kişiselleştirmek için çerezler (cookies) kullanılmaktadır. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş sayılırsınız. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikamızı inceleyebilirsiniz.