Lise Öğretmenleri İçin Rehber: Bağlam Temelli Soru Yazmanın Altın Kuralları ve Sık Yapılan Hatalar
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile birlikte eğitimde üzerinde en fazla konuşulan konulardan biri bağlam temelli sorular oldu.
Bu soru türlerinde temel amaç öğrencinin yalnızca öğrendiği bilgiyi hatırlayıp hatırlamadığını belirlemek değildir. Öğrenciden bir problem durumu, veri, metin, grafik, deney sonucu veya gerçek yaşam senaryosu içerisinde sahip olduğu bilgileri kullanması beklenir.
Ancak burada önemli bir yanlış anlaşılma ortaya çıkabiliyor:
Bağlam temelli soru, uzun soru demek değildir.
Bir sorunun başına birkaç paragraf eklemek, renkli bir görsel yerleştirmek veya günlük hayattan bir hikâye anlatmak o soruyu kendiliğinden beceri temelli hâle getirmez.
Asıl önemli olan, verilen bağlamın öğrencinin soruyu çözebilmesi için gerçekten gerekli olmasıdır.
Bu nedenle iyi bir bağlam temelli soru hazırlamak, yalnızca soru yazmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Öğrenme çıktısının belirlenmesi, uygun bağlamın seçilmesi, gereksiz bilişsel yükün azaltılması, seçeneklerin dikkatli hazırlanması ve sorunun teknik açıdan kontrol edilmesi gerekir.
1. Önce Neyi Ölçmek İstediğinizi Belirleyin
Bağlam temelli soru yazarken yapılan en temel hatalardan biri, önce ilginç bir metin bulup daha sonra bu metne uygun soru üretmeye çalışmaktır.
Doğru sıra bunun tersidir.
İlk soru şudur:
“Bu soruyla öğrencide hangi öğrenme çıktısını veya beceriyi ölçmek istiyorum?”
Örneğin öğrencinin;
-
bilgiyi hatırlaması,
-
verileri karşılaştırması,
-
neden-sonuç ilişkisi kurması,
-
grafik yorumlaması,
-
problem çözmesi,
-
çıkarım yapması,
-
kanıta dayalı karar vermesi
beklenebilir.
Ölçülecek beceri net değilse hazırlanan bağlam ne kadar ilgi çekici olursa olsun soru amacından uzaklaşabilir.
Bu nedenle öğretmen soru yazmaya başlamadan önce kendi kendine şu cümleyi tamamlayabilmelidir:
“Öğrencinin bu soruyu çözerken ........ yapmasını istiyorum.”
Boşluğu net biçimde doldurabiliyorsak doğru noktadan başlamışız demektir.
2. Bağlam Sorunun Dekoru Değil, Bir Parçası Olmalıdır
İyi bir bağlamın en önemli özelliği işlevsel olmasıdır.
Bunu anlamanın oldukça basit bir yolu vardır.
Soruyu hazırladıktan sonra bağlam metnini, tabloyu veya görseli tamamen kaldırın ve soruyu tekrar okuyun.
Öğrenci soruyu hâlâ rahatlıkla çözebiliyor mu?
Cevap evetse büyük olasılıkla bağlam işlevsizdir.
Örneğin fotosentezle ilgili bir sorunun başına:
“Ali hafta sonu ailesiyle parka gitti ve çok sayıda yeşil bitki gördü.”
şeklinde bir hikâye yazıp daha sonra:
“Fotosentez hangi organelde gerçekleşir?”
diye sorarsak ortada gerçek anlamda bir bağlam temelli soru yoktur.
Öğrencinin park hikâyesini okumasına gerek yoktur.
Bağlam yalnızca dekor olarak kullanılmıştır.
İşlevsel bir bağlamda ise öğrenci verilen bilgiyi kullanmadan cevaba ulaşamamalıdır.
3. Gerçek Yaşam Bağlamları Kullanın
Bağlam temelli soruların güçlü yönlerinden biri, okulda öğrenilen bilgiyi gerçek yaşam durumlarıyla ilişkilendirebilmesidir.
Kullanılabilecek bağlamların mutlaka olağanüstü veya karmaşık olması gerekmez.
Bir bağlam;
-
laboratuvar deneyinden,
-
sağlık verilerinden,
-
hava durumu raporundan,
-
nüfus grafiğinden,
-
tarihî bir belgeden,
-
çevresel bir problemden,
-
tüketici davranışından,
-
bilimsel gözlemden,
-
günlük yaşamda karşılaşılan bir olaydan
oluşturulabilir.
Örneğin biyoloji dersinde öğrencinin solunum sistemi bilgisini ölçmek için yalnızca organ isimlerini sormak yerine farklı rakımlarda yaşayan bireylerin solunum hızlarıyla ilgili bir veri tablosu kullanılabilir.
Coğrafya dersinde yağış türleri sorulacaksa gerçek meteorolojik verilerden yararlanılabilir.
Matematik dersinde oran-orantı konusu bir alışveriş, üretim veya enerji tüketimi problemi üzerinden değerlendirilebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, gerçek yaşam bağlamının ölçülen beceriye hizmet etmesidir.
4. Kaynağı Güvenilir Veriler Kullanın
Gerçek veri kullanılan sorularda kaynak güvenilirliği önemlidir.
Özellikle;
-
TÜİK,
-
MEB,
-
TÜBİTAK,
-
Dünya Sağlık Örgütü,
-
üniversiteler,
-
resmî meteoroloji kurumları,
-
bilimsel araştırma kuruluşları
gibi güvenilir kaynaklardan elde edilen veriler kullanılabilir.
Ancak burada başka bir noktaya dikkat etmek gerekir.
Bir soruya NASA, TÜİK veya başka bir önemli kurumun adını eklemek sorunun otomatik olarak nitelikli olduğu anlamına gelmez.
Kurum adı yalnızca soruya “bilimsel görünüm” kazandırmak amacıyla kullanılmamalıdır.
Veri gerçekten sorunun çözümünde işlevsel olmalıdır.
5. Bilişsel Yükü Kontrol Altında Tutun
Bağlam temelli soruların en önemli tasarım sorunlarından biri gereksiz bilişsel yük oluşturmasıdır.
Öğrencinin zihinsel kapasitesinin önemli bir bölümünü sorunun hedefiyle ilgisi olmayan bilgileri ayıklamak için kullanması, ölçmenin doğruluğunu azaltabilir.
Örneğin bir fizik sorusunda öğrencinin kuvvet-hareket ilişkisini yorumlaması amaçlanıyorsa, uzun bir tarihçe veya konuyla ilgisi olmayan teknik ayrıntılar eklemek gerekli değildir.
Benzer şekilde soru çözümüne hiçbir katkısı olmayan dekoratif bir fotoğraf da öğrencinin dikkatini dağıtabilir.
İyi bir soru yazarı kendisine sürekli şu soruyu sormalıdır:
“Bu bilgi öğrencinin soruyu çözebilmesi için gerçekten gerekli mi?”
Cevap hayırsa o bilgiyi çıkarmak genellikle daha doğru olacaktır.
6. Uzun Cümleler Yerine Açık Bir Dil Kullanın
Sorunun zor olması ile dilinin karmaşık olması aynı şey değildir.
Bir biyoloji sorusuyla öğrencinin biyoloji becerisini ölçmek isterken, anlaşılması aşırı güç cümlelerle öğrencinin Türkçe okuma becerisini ölçmeye başlayabiliriz.
Bu nedenle;
-
gereksiz uzun cümlelerden,
-
sınıf seviyesinin üzerindeki kelimelerden,
-
gereksiz teknik terimlerden,
-
iç içe geçmiş anlatımlardan
kaçınmak gerekir.
Amaç öğrencinin soruyu anlamakta zorlanması değil, soruyu anladıktan sonra düşünmek zorunda kalmasıdır.
Bu ikisi arasında önemli bir fark vardır.
7. Görseller Sadece Süs Olmamalıdır
Bağlam temelli sorularda grafik, tablo, fotoğraf, şema ve haritalar oldukça yararlı olabilir.
Ancak her görselin bir işlevi olmalıdır.
Sorudaki görseli kaldırdığınızda çözüm süreci hiç değişmiyorsa görsel büyük ihtimalle gereksizdir.
İyi kullanılan bir görsel öğrenciden;
-
veri okumasını,
-
karşılaştırma yapmasını,
-
ilişki kurmasını,
-
değişimi fark etmesini,
-
çıkarımda bulunmasını
isteyebilir.
Örneğin popülasyon büyüklüğünün yıllara göre değişimini gösteren bir grafik, öğrencinin yalnızca grafik okuma becerisini değil, ekolojik ilişkileri yorumlama becerisini de ölçebilir.
8. Öğrencinin Cevabı Bağlamdan Üretmesini Sağlayın
Bağlam temelli sorularda öğrenci yalnızca önceden bildiği bilgiyi kullanmamalı; bağlamda verilen bilgilerle de işlem yapmalıdır.
Örneğin öğrencinin önünde üç farklı deney düzeneğine ait veriler bulunuyorsa doğru cevaba ulaşmak için bu verileri karşılaştırması beklenebilir.
Bağlamdaki bilgiler;
-
ipucu,
-
veri,
-
sınırlayıcı koşul,
-
gözlem sonucu
-
veya karar vermeyi sağlayan kanıt
olarak kullanılabilir.
Bu durum öğrencinin sadece “hatırlama” düzeyinden çıkarak yorumlama ve analiz süreçlerine geçmesini sağlar.
9. Çeldiriciler Rastgele Yanlış Cevaplar Olmamalıdır
Çoktan seçmeli sorularda kaliteli bir sorunun en önemli parçalarından biri çeldiricilerdir.
İyi bir çeldirici tamamen anlamsız veya açıkça yanlış olmamalıdır.
Çeldiriciler mümkün olduğunca öğrencilerin;
-
sık yaptığı hatalardan,
-
kavram yanılgılarından,
-
eksik öğrenmelerinden,
-
yanlış genellemelerinden,
-
işlem hatalarından
üretilmelidir.
Örneğin mitoz bölünmeyle ilgili bir soruda çeldiricilerden biri öğrencilerin mitoz ile mayozu karıştırmasından kaynaklanan tipik bir yanılgıyı temsil edebilir.
Bu tür çeldiriciler öğretmene ayrıca öğrencinin hangi noktada yanlış düşündüğü konusunda bilgi verir.
İyi bir çeldiriciye bakıldığında öğretmen şu soruya cevap verebilmelidir:
“Bu seçeneği hangi öğrenci ve neden seçebilir?”
Eğer bu sorunun mantıklı bir cevabı yoksa çeldirici zayıf olabilir.
10. Doğru Cevabı Biçimsel Olarak Ele Vermeyin
Soru yazarken farkında olmadan doğru cevabı öğrenciye gösterebiliriz.
En sık görülen hatalardan biri doğru seçeneğin diğerlerinden çok daha uzun olmasıdır.
Örneğin seçenekler şöyleyse:
A) Artar
B) Azalır
C) Değişmez
D) Ortamdaki sıcaklığın belirli bir seviyeye kadar artması enzimin çalışmasını hızlandırdığı için reaksiyon hızı artar.
Öğrenci hiçbir şey bilmese bile D seçeneğinin açıklayıcı yapısından şüphelenebilir.
Seçeneklerin;
-
benzer uzunlukta,
-
benzer dil yapısında,
-
aynı kavramsal düzeyde
hazırlanması önemlidir.
11. “Hepsi” ve “Hiçbiri” Seçeneklerini Dikkatli Kullanın
“Yukarıdakilerin hepsi” ve “Hiçbiri” gibi seçenekler bazı soru türlerinde kullanılabilse de özellikle beceri odaklı çoktan seçmeli sorularda dikkatli yaklaşılması gerekir.
Çünkü öğrenci bazen bütün seçenekleri değerlendirmeden test tekniğiyle cevaba ulaşabilir.
Örneğin dört önermeden ikisinin kesinlikle doğru olduğunu bilen öğrenci, diğerlerini incelemeden “Hepsi” seçeneğine yönelebilir.
Bu durumda ölçülen beceri ile öğrencinin kullandığı çözüm yolu arasında uyumsuzluk oluşabilir.
Bağlam temelli sorularda mümkün olduğunca her seçeneğin bağımsız olarak değerlendirilebildiği bir yapı daha sağlıklıdır.
12. Seçenekler Birbirini Ele Vermemelidir
Öğrencinin cevabı bilgi veya muhakeme yerine seçenekler arasındaki ilişkiden bulmasına izin verilmemelidir.
Örneğin:
A) 10
B) 20
C) 30
D) 10 veya 20
şeklindeki seçeneklerde D seçeneğinin yapısı öğrencinin dikkatini çekebilir.
Benzer şekilde iki seçeneğin birbirinin tam zıddı olması bazen öğrencinin diğer seçenekleri kolayca elemesine neden olabilir.
Soruyu tamamladıktan sonra yalnızca doğru cevabı değil, seçeneklerin birbirleriyle ilişkisini de kontrol etmek gerekir.
13. Gereksiz Olumsuz Soru Köklerinden Kaçının
“Aşağıdakilerden hangisi değildir?” veya “hangisi yanlıştır?” biçimindeki soru kökleri zaman zaman gerekli olabilir.
Ancak sürekli kullanıldığında öğrencinin yaptığı hata konuyu bilmemekten değil, olumsuz ifadeyi fark etmemekten kaynaklanabilir.
Eğer olumsuz ifade kullanılacaksa bunun öğrenci tarafından kolay fark edilebilir olması gerekir.
Ölçmek istediğimiz beceri “olumsuzluk ekini fark etmek” olmadığı sürece sorunun dili mümkün olduğunca doğrudan olmalıdır.
14. Bir Soruda Birden Fazla Beceriyi Kontrolsüzce Ölçmeyin
Bağlam temelli soruların kapsamlı olması öğretmeni bazen tek soruda çok fazla şeyi ölçmeye yöneltebilir.
Örneğin öğrenci aynı anda;
-
uzun bir metni okumak,
-
grafik yorumlamak,
-
matematiksel işlem yapmak,
-
biyolojik bilgi kullanmak,
-
ayrıca çıkarım yapmak
zorunda bırakılabilir.
Bazı durumlarda bu yapı bilinçli olarak kullanılabilir.
Ancak asıl hedef biyoloji bilgisini değerlendirmekse matematiksel işlemin aşırı zor olması ölçmenin sonucunu bozabilir.
Bu nedenle soru yazarı her aşamada:
“Yanlış cevap veren öğrenci hangi nedenle yanlış yapmış olabilir?”
sorusunu düşünmelidir.
15. Soruyu Öğrencinin Seviyesine Uygun Hazırlayın
Bir sorunun bilimsel açıdan doğru olması yeterli değildir.
Soru aynı zamanda hedeflenen yaş ve sınıf seviyesine uygun olmalıdır.
Kullanılan;
-
kavramlar,
-
sayısal veriler,
-
cümle yapıları,
-
grafik türleri,
-
terminoloji
öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyiyle uyumlu olmalıdır.
Bu nedenle 9. sınıf öğrencisine hazırlanacak bir soruyla 12. sınıf öğrencisine hazırlanacak soru aynı biçimde tasarlanmamalıdır.
Bağlam Temelli Soru Yazarken Kullanılabilecek Basit Bir Kontrol Yöntemi
Hazırladığımız soruyu yayınlamadan veya sınavda kullanmadan önce küçük bir kontrol yapabiliriz.
1. Bağlamı kaldırın
Soru hâlâ çözülebiliyor mu?
Evetse bağlamı yeniden düşünün.
2. Görseli kaldırın
Sorunun çözümü değişmiyor mu?
Değişmiyorsa görselin gerekli olup olmadığını değerlendirin.
3. Doğru cevabı gizleyin
Çeldiricilerin her biri öğrenci açısından makul görünüyor mu?
4. Soruyu yalnızca seçeneklere bakarak çözmeye çalışın
Test tekniğiyle doğru cevap bulunabiliyor mu?
5. Metindeki her cümleyi kontrol edin
“Bu cümle çözüm için gerekli mi?” diye sorun.
6. Öğrenme çıktısına tekrar dönün
Sorunun gerçekten hedeflenen beceriyi ölçüp ölçmediğine bakın.
Bu altı adımlık kontrol bile soru kalitesinde önemli bir fark oluşturabilir.
Kötü ve İyi Bağlam Arasındaki Fark
Örneğin biyoloji dersinde enzimlerle ilgili bir soru hazırladığımızı düşünelim.
İşlevsiz bağlam
Bir öğrenci kahvaltı yaparken annesi ona sindirimin vücudumuz için önemli olduğunu anlatmaktadır.
Soru: Enzimler hangi yapıda maddelerdir?
Bu soruda kahvaltı hikâyesinin herhangi bir işlevi yoktur.
Daha işlevsel bağlam
Bir öğrenci aynı enzimi kullanarak üç deney tüpünde reaksiyon gerçekleştiriyor.
-
I. tüp: 10 °C
-
II. tüp: 37 °C
-
III. tüp: 80 °C
Belirli bir süre sonunda oluşan ürün miktarları öğrenciye grafikle veriliyor.
Daha sonra:
“Grafikteki sonuçlara göre enzimin sıcaklıkla ilişkisi hakkında hangi çıkarım yapılabilir?”
diye soruluyor.
Burada öğrenci yalnızca “enzimler sıcaklıktan etkilenir” bilgisini hatırlamıyor.
Veriyi kullanıyor, karşılaştırıyor ve sonuç çıkarıyor.
Bağlam, sorunun çözümünün gerçek bir parçası hâline geliyor.
Bağlam Temelli Sorular Neden Öğretmen İçin Değerlidir?
Bu soru türlerinin değeri yalnızca sınavların daha zor hâle gelmesinde değildir.
Hatta hedef bu olmamalıdır.
İyi hazırlanmış bir bağlam temelli soru öğretmene öğrencinin nasıl düşündüğünü görme fırsatı verir.
Öğrencinin;
-
bilgiyi hatırlayıp hatırlamadığını,
-
veriyi doğru okuyup okumadığını,
-
doğru ilişki kurup kuramadığını,
-
kavram yanılgısının bulunup bulunmadığını,
-
çıkarım yapıp yapamadığını
daha ayrıntılı değerlendirmemizi sağlayabilir.
Bu nedenle bağlam temelli soru hazırlamanın temel amacı “öğrenciyi zorlamak” değil, öğrencinin düşünme sürecini görünür hâle getirmektir.
Yapay Zekâ ile Soru Hazırlarken Aynı Kurallar Geçerli
Günümüzde öğretmenler yapay zekâ araçlarından soru hazırlama konusunda da yararlanabiliyor.
Bu araçlar hızlı biçimde soru taslakları oluşturabilir. Ancak yapay zekânın ürettiği her soru doğrudan kullanılmamalıdır.
Öğretmen özellikle;
-
bilimsel doğruluğu,
-
öğrenme çıktısıyla uyumu,
-
seçeneklerin niteliğini,
-
doğru cevabın gerçekten tek olup olmadığını,
-
bağlamın işlevselliğini,
-
kullanılan verilerin doğruluğunu
kontrol etmelidir.
Yapay zekâ soru yazma sürecini hızlandırabilir ancak ölçme ve değerlendirme sorumluluğunu öğretmenin yerine alamaz.
Sonuç: İyi Bağlam Soruyu Uzatmaz, Düşünmeyi Derinleştirir
Bağlam temelli soru yazmanın temelinde aslında oldukça basit bir düşünce vardır:
Öğrencinin öğrendiği bilgiyi anlamlı bir durumda kullanmasını sağlamak.
Bunu gerçekleştirmek için soruların çok uzun, karmaşık veya öğrenciyi şaşırtacak biçimde hazırlanmasına gerek yoktur.
Tam tersine iyi bir bağlam temelli soru;
-
amacı açık,
-
bağlamı işlevsel,
-
dili anlaşılır,
-
verileri yeterli,
-
görselleri gerekli,
-
çeldiricileri güçlü
-
ve öğrenme çıktısıyla uyumlu
olmalıdır.
Bir öğretmen olarak hazırladığımız her soruda kendimize şu üç soruyu sormamız yeterli bir başlangıç sağlayabilir:
Bu soruyla neyi ölçüyorum?
Öğrenci cevaba ulaşmak için bağlamı gerçekten kullanmak zorunda mı?
Doğru veya yanlış cevabı, öğrencinin hangi düşünme süreci üretiyor?
Bu üç soruya açık cevap verebildiğimizde, yalnızca daha iyi sınav soruları hazırlamış olmayız.
Aynı zamanda öğrencilerimizin ezberledikleri bilgileri kullanabilen, kanıtları değerlendirebilen, yorum yapabilen ve karşılaştıkları yeni durumlarda çözüm geliştirebilen bireyler hâline gelmelerine de katkı sağlamış oluruz.
Kaynakça ve Ek Bilgiler
Makale Bilgileri
Etiketler: