Kapsayıcı Eğitim: Bireysel Farklılıklara Saygı Duyan Ders Planlaması İçin Öğretmen Rehberi
Aynı sınıfta bulunan öğrenciler aynı yaş grubunda olabilir.
Aynı ders kitabını kullanabilir, aynı öğretmeni dinleyebilir ve aynı öğrenme çıktısına ulaşmaları beklenebilir.
Ancak bu durum onların aynı şekilde öğrendikleri anlamına gelmez.
Bir öğrenci yeni bir konuyu birkaç örnekten sonra anlayabilirken başka bir öğrencinin daha fazla uygulamaya ihtiyacı olabilir. Bir öğrenci derse güçlü bir ön bilgiyle gelirken diğer öğrenci temel kavramlarda eksiklik yaşayabilir. Bazı öğrenciler bireysel çalışmada daha rahat ilerlerken bazıları akranlarıyla fikir alışverişi yaptığında daha fazla öğrenebilir.
Öğrencilerin ilgi alanları, hazırbulunuşluk düzeyleri, sosyal koşulları ve destek ihtiyaçları da birbirinden farklıdır.
Bu nedenle günümüz sınıflarında önemli sorulardan biri şudur:
“Aynı hedefe ulaşması beklenen farklı öğrenciler için öğrenme sürecini nasıl daha erişilebilir hâle getirebiliriz?”
Kapsayıcı eğitimin temelinde bu düşünce bulunur.
Kapsayıcı eğitim öğrencilerin farklılıklarını ortadan kaldırmaya çalışmaz.
Tam tersine bu farklılıkları eğitim sürecinin doğal bir parçası olarak kabul eder ve mümkün olduğunca bütün öğrencilerin öğrenmeye katılabileceği ortamlar oluşturmayı hedefler.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde de bireysel farklılıkları dikkate alan, öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre esneklik sağlayan farklılaştırılmış öğretim yaklaşımı önemli bir yer tutmaktadır.
Kapsayıcı Eğitim Ne Anlama Gelir?
Kapsayıcı eğitim denildiğinde ilk olarak özel gereksinimli öğrencilerin eğitime katılımı akla gelebilir.
Bu kapsayıcılığın çok önemli bir parçasıdır ancak kavram bundan daha geniştir.
Kapsayıcı bir öğrenme ortamında;
-
farklı hazırbulunuşluk düzeyleri,
-
farklı ilgi alanları,
-
farklı sosyoekonomik koşullar,
-
farklı dil ve kültürel deneyimler,
-
fiziksel veya duyusal ihtiyaçlar,
-
öğrenme sürecindeki farklı destek gereksinimleri
dikkate alınır.
Amaç bütün öğrencilerin tamamen farklı programlar takip etmesi değildir.
Asıl amaç ortak öğrenme hedeflerine ulaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları uygun yolları ve destekleri sağlamaktır.
Bu nedenle kapsayıcılığı:
“Herkese aynı şeyi vermek”
olarak değil,
“Herkesin öğrenmeye anlamlı biçimde katılabilmesini sağlamak”
olarak düşünmek daha doğru olacaktır.
Eşitlik ile Adalet Aynı Şey Değildir
Kapsayıcı eğitimi anlamanın en kolay yollarından biri eşitlik ve adalet arasındaki farkı düşünmektir.
Öğretmenin bütün öğrencilere aynı süreyi, aynı materyali ve aynı çalışma biçimini vermesi biçimsel olarak eşit görünebilir.
Ancak öğrencilerin başlangıç noktaları farklıysa sonuç aynı olmayabilir.
Bir öğrencinin metni anlayabilmesi için ek kavram açıklamasına ihtiyacı olabilir.
Başka bir öğrenci temel etkinliği çok hızlı tamamlayarak daha ileri bir çalışmaya ihtiyaç duyabilir.
Bir başka öğrenci uzun metin yerine yapılandırılmış bir tabloyla daha rahat ilerleyebilir.
Bu durumda öğrencilerin hepsine birebir aynı desteği vermek yerine ihtiyaca göre destek sağlamak daha adil olabilir.
Kapsayıcı eğitim tam olarak bu noktada önem kazanır.
Farklılaştırılmış Öğretim Nedir?
Farklılaştırılmış öğretim öğrenciler için tamamen ayrı dersler hazırlamak anlamına gelmez.
Öğretmenin ortak öğrenme çıktılarını koruyarak öğrencilerin ihtiyaçlarına göre bazı öğretim unsurlarını esnek biçimde düzenlemesidir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin farklılaştırılmış öğretim yaklaşımında öğrencilerin;
-
hazırbulunuşlukları,
-
ilgi alanları,
-
yetenekleri,
-
ihtiyaçları
göz önünde bulundurulmaktadır.
Farklılaştırmanın özellikle içerik, süreç ve ürün boyutlarında gerçekleştirilebilmesi mümkündür.
İçeriği Farklılaştırmak
İçerik, öğrencinin neyle çalıştığıyla ilgilidir.
Örneğin aynı biyoloji konusunu öğrenen öğrenciler için;
-
temel kavramları açıklayan kısa bir metin,
-
ayrıntılı bir bilimsel açıklama,
-
kavram haritası,
-
görsel şema,
-
video veya animasyon,
-
veri tablosu
gibi farklı kaynaklar kullanılabilir.
Burada hedef değişmez.
Öğrencilerin öğrenme hedefine ulaşmasını kolaylaştırabilecek farklı giriş yolları oluşturulur.
Süreci Farklılaştırmak
Süreç öğrencinin içeriği nasıl işlediğiyle ilgilidir.
Örneğin öğrencilerden bazıları;
-
bireysel çalışma,
-
eşli çalışma,
-
küçük grup tartışması,
-
uygulamalı etkinlik,
-
problem çözme,
-
öğretmen rehberliğinde çalışma
yoluyla ilerleyebilir.
Aynı ders içinde farklı süreçlerin kullanılması öğrencilerin öğrenmeye farklı şekillerde katılmasına imkân verebilir.
Ürünü Farklılaştırmak
Ürün ise öğrencinin öğrendiğini nasıl ortaya koyduğuyla ilgilidir.
Öğrenci aynı öğrenme çıktısını;
-
kısa rapor,
-
poster,
-
sunum,
-
kavram haritası,
-
proje,
-
deney raporu,
-
sözlü açıklama
gibi farklı yollarla gösterebilir.
Ancak burada önemli bir sınır vardır:
Farklı ürünler farklı öğrenme standartları anlamına gelmemelidir.
Öğrencinin kullandığı ifade biçimi değişse bile ölçülen temel bilgi veya beceri mümkün olduğunca aynı olmalıdır.
Öğrencileri “Öğrenme Stillerine” Göre Etiketlemeyin
Kapsayıcı eğitim konusunda sık karşılaşılan yaklaşımlardan biri öğrencileri:
“Bu öğrenci görsel öğrenir.”
“Bu öğrenci işitseldir.”
“Bu öğrenci kinestetiktir.”
şeklinde sabit kategorilere ayırmaktır.
Böyle bir sınıflandırma öğrencinin kapasitesini gereksiz biçimde sınırlandırabilir.
Bir öğrencinin görsellerden yararlanması onun yalnızca görsellerle öğrenebileceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde bir öğrenci uygulamalı çalışmalardan hoşlanabilir ancak bu onun yazılı metinlerle öğrenemeyeceğini göstermez.
Daha sağlıklı yaklaşım öğrenciyi tek bir öğrenme biçimine hapsetmek yerine farklı temsil ve öğrenme yollarından yararlanmaktır.
Örneğin bir biyoloji konusu;
-
kısa açıklama metni,
-
şema,
-
model,
-
deney,
-
tartışma,
-
grafik
ile desteklenebilir.
Amaç “Her öğrencinin öğrenme stilini bulmak” değil, öğrenilecek kavramı farklı yollarla erişilebilir hâle getirmektir.
Aynı Hedef, Farklı Destek
Kapsayıcı ders planlamasında kullanılabilecek önemli ilkelerden biri:
Aynı öğrenme hedefi, farklı destek düzeyleri
yaklaşımıdır.
Örneğin öğrencilerden bir grafiği yorumlamaları bekleniyorsa bazı öğrencilere doğrudan grafik verilebilir.
Desteğe ihtiyaç duyan öğrencilere ise:
-
eksenlerin neyi gösterdiğini hatırlatan kısa bir açıklama,
-
önemli noktaları belirten yönlendirici sorular,
-
grafik okuma basamakları
verilebilir.
Daha ileri seviyedeki öğrencilerden ise aynı grafiğe dayanarak:
“Bu araştırmanın devamı için nasıl bir deney tasarlardınız?”
gibi daha kapsamlı bir görev istenebilir.
Bütün öğrenciler aynı konuyla çalışmaktadır.
Ancak ihtiyaç duydukları zihinsel destek düzeyi farklılaştırılmıştır.
Destekleme ve Zenginleştirme Birlikte Düşünülmelidir
Farklılaştırılmış öğretim yalnızca öğrenmede zorlanan öğrenciler için ek çalışma hazırlamak değildir.
Öğrenme hedeflerine daha hızlı ulaşan öğrencilerin de yeni düşünme fırsatlarına ihtiyacı vardır.
TYMM'nin farklılaştırma yaklaşımında bu durum destekleme ve zenginleştirme stratejileriyle ele alınmaktadır.
Destekleme;
öğrencinin temel öğrenme çıktısına ulaşabilmesi için ihtiyaç duyduğu ek yardımı sağlamaya odaklanır.
Zenginleştirme ise öğrencinin;
-
daha karmaşık problemlerle çalışmasını,
-
ileri düzey bağlantılar kurmasını,
-
araştırma yapmasını,
-
yeni ürünler geliştirmesini
sağlayabilir.
Önemli olan öğrenciyi:
“başarılı öğrenci”
veya
“zayıf öğrenci”
şeklinde kalıcı biçimde etiketlememektir.
Bir öğrenci bir konuda desteklemeye ihtiyaç duyarken başka bir konuda zenginleştirme çalışmasına hazır olabilir.
Esnek Gruplama Neden Önemlidir?
Sınıf içi gruplama farklılaştırılmış öğretimin güçlü araçlarından biridir.
Ancak öğrenciler sürekli aynı başarı grubunda tutulursa zamanla etiketlenme riski ortaya çıkar.
Öğrenci:
“Ben zaten düşük gruptayım.”
şeklinde bir algı geliştirebilir.
Bu nedenle gruplar sabit değil esnek olmalıdır.
Öğretmen farklı etkinliklerde öğrencileri;
-
hazırbulunuşluğa,
-
ilgi alanına,
-
göreve,
-
seçilen probleme,
-
rastgele dağılıma
göre yeniden gruplayabilir.
TYMM'nin farklılaştırma yaklaşımı da öğretim hedefleri ve öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda esnek gruplamayı öne çıkarmaktadır.
Her Derste Gruplama Yapmak Gerekmez
Esnek gruplama yararlıdır ancak her etkinliğin grup çalışması biçiminde yapılması gerekmez.
Bazı etkinlikler bireysel düşünmeye ihtiyaç duyar.
Bazılarında eşli çalışma daha uygundur.
Bazılarında bütün sınıf tartışması yeterlidir.
Önemli soru:
“Bu öğrenme amacı için hangi çalışma biçimi daha uygun?”
olmalıdır.
Kapsayıcılık belirli bir öğretim tekniğini sürekli uygulamak değil, öğretim yöntemini ihtiyaca göre değiştirebilmektir.
Öğrenciyi Tanımadan Farklılaştırma Yapılamaz
Öğretmen öğrencilerinin hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu bilmiyorsa farklılaştırma kolaylıkla tahmine dönüşebilir.
Bu nedenle dersin başlangıcında küçük tanılayıcı etkinlikler yapılabilir.
Örneğin;
-
üç soruluk ön değerlendirme,
-
kısa kavram haritası,
-
“bu konuda ne biliyorum?” çalışması,
-
önceki bilgileri yoklayan sınıf tartışması
kullanılabilir.
Böylece öğretmen öğrencilerin başlangıç durumuna ilişkin daha gerçekçi bilgi edinir.
Farklılaştırma:
“Ben öğrencinin ihtiyacının bu olduğunu düşünüyorum.”
varsayımına değil,
“Elimdeki öğrenme kanıtları bunu gösteriyor.”
anlayışına dayanmalıdır.
Öğrencinin İlgi Alanlarından Yararlanmak
İlgi, öğrencinin öğrenmeye katılımını artırabilecek önemli unsurlardan biridir.
Örneğin biyoloji dersinde ekosistem konusu işlenirken öğrenciler;
-
deniz ekosistemleri,
-
ormanlar,
-
kent ekolojisi,
-
tarım,
-
iklim değişikliği
gibi farklı konulardan birini seçebilir.
Hepsi aynı temel ekoloji kavramlarını kullanır ancak öğrenci ilgisini çeken bir alan üzerinden çalışabilir.
Bu yaklaşımın amacı konuyu tamamen öğrencinin tercihine bırakmak değildir.
Öğrenme çıktısı öğretmen tarafından korunur.
Seçim alanı öğrenme yolunda oluşturulur.
Seçim Sunmak ile Sınırsız Seçenek Vermek Aynı Şey Değildir
Öğrenci merkezli eğitim zaman zaman öğrenciye tamamen sınırsız seçim sunmak şeklinde yorumlanabilir.
Bu durum özellikle genç öğrenciler açısından karar yükünü artırabilir.
Öğretmen bunun yerine kontrollü seçenekler sunabilir:
“İstersen sonuçlarını poster olarak, istersen üç dakikalık sunum olarak hazırlayabilirsin.”
gibi.
Böylece öğrenci kendi güçlü yönlerini kullanabilecek bir seçim yaparken öğretmenin belirlediği eğitim amacı da korunmuş olur.
Değerlendirmede Çeşitlilik Neden Gereklidir?
Öğrencilerin öğrenmesini yalnızca tek bir değerlendirme aracına dayanarak belirlemek çoğu zaman yeterli değildir.
Çoktan seçmeli sınavların güçlü yönleri vardır.
Kısa sürede geniş kapsamlı bilgi ölçülebilir ve sonuçlar standart biçimde değerlendirilebilir.
Ancak bazı becerileri değerlendirmek için farklı araçlar gerekir.
Örneğin öğrencinin;
-
araştırma becerisi,
-
sunum yapabilmesi,
-
proje geliştirmesi,
-
deney tasarlaması,
-
grup içinde çalışması,
-
kendi öğrenmesini değerlendirmesi
yalnızca çoktan seçmeli testle tam olarak görülemeyebilir.
Bu nedenle değerlendirmede;
-
yazılı sınav,
-
açık uçlu soru,
-
performans görevi,
-
proje,
-
portfolyo,
-
öz değerlendirme,
-
akran değerlendirmesi,
-
gözlem
gibi farklı araçlardan yararlanılabilir.
Değerlendirme Çeşitliliği “Herkese Farklı Not Sistemi” Demek Değildir
Burada kapsayıcılık adına başka bir hataya düşmemek gerekir.
Farklı değerlendirme yollarının kullanılması öğrenciler için standartların tamamen değiştirilmesi anlamına gelmez.
Örneğin iki öğrenci aynı öğrenme çıktısını farklı ürünlerle gösterebilir.
Ancak öğretmenin değerlendireceği temel ölçütler ortak olabilir:
-
bilimsel doğruluk,
-
kanıt kullanma,
-
ilişki kurma,
-
açıklama yapabilme.
Böylece ifade biçiminde esneklik sağlanırken değerlendirme açısından adalet korunabilir.
Duygusal Güvenlik Öğrenmenin Bir Parçasıdır
Bir öğrencinin sınıfta öğrenebilmesi için yalnızca fiziksel olarak sınıfta bulunması yeterli değildir.
Öğrenci;
-
hata yapmaktan korkuyorsa,
-
arkadaşlarının alay edeceğini düşünüyorsa,
-
konuştuğunda küçümseniyorsa,
-
sürekli diğer öğrencilerle karşılaştırılıyorsa
derse aktif katılmakta zorlanabilir.
Kapsayıcı sınıfta öğrencinin:
“Yanlış yapabilirim ama deneyebilirim.”
diyebilmesi önemlidir.
Çünkü hata öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır.
Öğretmen Dilinin Önemi
Öğretmenin kullandığı küçük ifadeler bile öğrencinin kendisini nasıl algıladığını etkileyebilir.
Örneğin:
“Sen matematikte zaten zayıfsın.”
ifadesi öğrenciyi kalıcı bir özellik üzerinden tanımlar.
Bunun yerine:
“Bu konuda henüz zorlanıyorsun; hangi adımda desteğe ihtiyacın olduğunu birlikte bulalım.”
yaklaşımı gelişimin mümkün olduğunu gösterir.
Benzer biçimde sürekli:
“En başarılı öğrenciler...”
“Zayıf grup...”
“Yavaş öğrenciler...”
gibi sınıflandırmalar yapmak kapsayıcı sınıf kültürüne zarar verebilir.
Akran Desteği Doğru Kullanılmalıdır
Akran öğrenmesi kapsayıcı sınıflarda oldukça yararlı olabilir.
Ancak sürekli başarılı öğrencilerin diğer öğrencilere öğretmen yardımcısı gibi görevlendirilmesi doğru değildir.
Bu durum;
-
bazı öğrencilere sürekli öğretme yükü bindirebilir,
-
diğer öğrencilerin bağımlı hâle gelmesine,
-
sınıf içinde statü farklılıklarının güçlenmesine
neden olabilir.
Daha sağlıklı yaklaşım öğrencilerin farklı etkinliklerde farklı rolleri üstlenebildiği karşılıklı öğrenme ortamları oluşturmaktır.
Bir öğrenci bir konuda güçlü olabilir, başka bir öğrenci farklı bir alanda gruba katkı sağlayabilir.
Fiziksel Erişilebilirliği Unutmamak Gerekir
Kapsayıcı eğitim yalnızca öğretim yöntemleriyle ilgili değildir.
Sınıfın fiziksel düzeni de önemlidir.
Örneğin;
-
öğrencinin tahtayı görebilmesi,
-
sınıfta rahat hareket edebilmesi,
-
materyale erişebilmesi,
-
gerekli durumlarda oturma düzeninin değiştirilmesi
gibi küçük düzenlemeler bile öğrencinin derse katılımını etkileyebilir.
Dijital materyaller kullanılıyorsa;
-
okunabilir yazı boyutu,
-
yeterli kontrast,
-
altyazı,
-
görsel açıklamaları,
-
cihaz uyumluluğu
gibi erişilebilirlik unsurları da düşünülmelidir.
Sosyoekonomik Farklılıkları Görmezden Gelmemek
Öğretmen verdiği bir görevde istemeden öğrenciler arasındaki ekonomik farklılıkları görünür hâle getirebilir.
Örneğin evde;
-
bilgisayar,
-
yazıcı,
-
hızlı internet,
-
pahalı proje malzemeleri
gerektiren çalışmalar her öğrenci için eşit koşullar oluşturmayabilir.
Bu nedenle öğretmen ödev ve projelerde:
“Bu çalışmayı bütün öğrenciler benzer koşullarda gerçekleştirebilir mi?”
sorusunu düşünmelidir.
Gerekirse okulda kullanılabilecek kaynaklar veya alternatif görevler sunulmalıdır.
Kapsayıcı Eğitim Beklentiyi Düşürmek Değildir
Kapsayıcılık hakkında önemli yanlış anlamalardan biri, zorlanan öğrenciden daha az şey beklemek gerektiği düşüncesidir.
Oysa amaç öğrencinin hedefini sürekli aşağı çekmek değil, hedefe ulaşabilmesi için gerekli desteği sağlamaktır.
Örneğin zor bir metni anlayamayan öğrenciye doğrudan çok daha basit bir öğrenme çıktısı vermek yerine;
-
kavram açıklamaları,
-
yapılandırılmış sorular,
-
bölüm bölüm okuma,
-
görsel destek
sağlanabilir.
Böylece yüksek beklenti korunurken öğrencinin hedefe ulaşma yolu desteklenir.
Destek Geçici Olmalıdır
Öğrencinin ihtiyacı olan desteğe eğitim bilimlerinde çoğu zaman bir tür “iskele” gibi bakılabilir.
İlk aşamada öğrenciye daha fazla rehberlik sağlanır.
Öğrenci beceriyi kazandıkça destek azaltılır.
Örneğin başlangıçta grafik yorumlayan öğrenciye:
-
Eksenleri belirle.
-
En yüksek ve en düşük değeri bul.
-
Değişimin yönünü belirle.
-
Sonucu açıkla.
şeklinde bir rehber verilebilir.
Bir süre sonra öğrenci bu adımları kendi başına uygulayabiliyorsa rehber kaldırılabilir.
Amaç öğrenciyi desteğe bağımlı hâle getirmek değil, bağımsız öğrenmeye taşımaktır.
Biyoloji Dersinden Bir Farklılaştırma Örneği
Örneğin lise biyoloji dersinde “Ekosistem ve Madde Döngüleri” konusu işlensin.
Öğrenme amacı öğrencilerin ekosistemdeki madde döngülerini açıklayabilmesi olsun.
Desteklemeye ihtiyaç duyan öğrenciler
Öğretmen;
-
temel kavram kartları,
-
tamamlanması gereken kısmi bir şema,
-
kısa yönlendirici sorular
sunabilir.
Beklenen düzeyde ilerleyen öğrenciler
Öğrencilerden karbon döngüsünü verilen ekosistem üzerinden açıklamaları istenebilir.
Daha ileri çalışmaya hazır öğrenciler
Öğrencilere:
“Ormansızlaşmanın karbon döngüsünün farklı aşamaları üzerindeki etkilerini inceleyerek olası uzun vadeli sonuçları açıklayınız.”
gibi daha karmaşık bir problem verilebilir.
Burada öğrenciler farklı görevlerle çalışsa da hepsi aynı temel kavram alanı içerisinde öğrenmektedir.
Öğretmenler İçin Kapsayıcı Ders Planlama Döngüsü
Kapsayıcı bir ders planı oluşturmak için süreç karmaşık olmak zorunda değildir.
1. Öğrenme çıktısını belirleyin
Ders sonunda bütün öğrencilerin hangi temel bilgi veya beceriye ulaşmasını bekliyorsunuz?
2. Başlangıç durumunu belirleyin
Öğrenciler bu konu hakkında ne biliyor?
Kimlerin desteğe ihtiyacı olabilir?
3. Olası engelleri düşünün
Uzun metin mi?
Karmaşık terminoloji mi?
Teknolojiye erişim mi?
Ön bilgi eksikliği mi?
4. Birden fazla öğrenme yolu oluşturun
Gerekli olduğunda metin, grafik, uygulama, tartışma veya model gibi farklı yöntemlerden yararlanın.
5. Destekleme ve zenginleştirme seçeneklerini hazırlayın
Desteğe ihtiyaç duyan ve daha ileri çalışmaya hazır öğrenciler için seçenek oluşturun.
6. Esnek gruplar kullanın
Grupları etkinliğin amacına göre değiştirin.
7. Öğrenme kanıtlarını toplayın
Öğrencilerin ne ölçüde ilerlediğini kontrol edin.
8. Planı yeniden düzenleyin
Farklılaştırma tek seferlik plan değildir.
Öğrenciden gelen verilere göre sürekli değişebilir.
Kapsayıcı Bir Ders İçin 10 Soruluk Hızlı Kontrol
Ders planınızı tamamladıktan sonra şu sorular yararlı olabilir:
1. Bütün öğrenciler için temel öğrenme hedefim açık mı?
2. Öğrencilerin başlangıç seviyelerini biliyor muyum?
3. Desteğe ihtiyaç duyan öğrenci için bir yol oluşturdum mu?
4. Hızlı ilerleyen öğrenci için zenginleştirme seçeneğim var mı?
5. Öğrencileri kalıcı etiketlerle sınıflandırıyor muyum?
6. Gruplarım gerektiğinde değişebiliyor mu?
7. Öğrencinin öğrendiğini gösterebilmesi için farklı yollar bulunuyor mu?
8. Kullanılan materyaller bütün öğrenciler açısından erişilebilir mi?
9. Sınıfta hata yapmanın doğal kabul edildiği güvenli bir ortam var mı?
10. Topladığım öğrenme kanıtlarına göre öğretimimi değiştirmeye hazır mıyım?
Bu soruların tamamına her derste kusursuz cevap vermek mümkün olmayabilir.
Önemli olan kapsayıcılığı bir defalık uygulamadan çok sürekli iyileştirilen bir öğretim yaklaşımı olarak görmektir.
Kapsayıcılık Öğretmenin Her Öğrenci İçin Ayrı Ders Hazırlaması Değildir
Öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretim konusunda yaşayabileceği en büyük kaygılardan biri iş yüküdür.
Otuz kişilik bir sınıfta otuz farklı ders planı hazırlamak gerçekçi değildir.
Zaten farklılaştırılmış öğretimin amacı da bu değildir.
Öğretmen çoğu zaman küçük değişikliklerle önemli sonuçlar elde edebilir:
-
iki farklı zorluk düzeyinde soru,
-
ek bir yönlendirme kartı,
-
seçmeli proje konusu,
-
esnek grup çalışması,
-
kısa bir zenginleştirme görevi.
Böylece tek bir ders planı içerisinde farklı ihtiyaçlara cevap veren yollar oluşturulabilir.
Sonuç: Amaç Öğrencileri Aynılaştırmak Değil, Öğrenmeye Dahil Etmektir
Kapsayıcı eğitim, bütün öğrencilerin aynı şekilde öğrenmesini bekleyen bir anlayıştan uzaklaşmayı gerektirir.
Öğrenciler aynı sınıfta olsalar da;
-
farklı başlangıç noktalarına,
-
farklı ilgi alanlarına,
-
farklı destek ihtiyaçlarına,
-
farklı deneyimlere
sahip olabilirler.
Öğretmenin görevi bu farklılıkları ortadan kaldırmak değildir.
Bu farklılıkların öğrenmenin önünde aşılması mümkün olmayan engellere dönüşmesini önlemektir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin farklılaştırılmış öğretim yaklaşımında da bireysel farklılıklar, hazırbulunuşluk, esnek gruplama, destekleme ve zenginleştirme gibi unsurların öne çıkması bu anlayışla uyumludur.
Kapsayıcı bir sınıf, herkesin aynı şeyi aynı şekilde yaptığı sınıf değildir.
Kapsayıcı sınıf;
ortak hedeflerin bulunduğu ancak bu hedeflere ulaşmak için gerektiğinde farklı yolların açılabildiği sınıftır.
Öğrencinin ihtiyacı olan destek sağlanırken yüksek beklentilerin korunması, güçlü olduğu alanlarda gelişmesine fırsat verilmesi, yanlış yapmaktan korkmadan derse katılabilmesi ve sınıf topluluğunun değerli bir üyesi olduğunu hissedebilmesi kapsayıcı eğitimin gerçek göstergeleridir.
Eğitimin amacı öğrencileri tek bir kalıba sokmak değil, onların sahip oldukları potansiyeli mümkün olduğunca ortaya çıkarabilecekleri öğrenme ortamlarını oluşturabilmektir.
Çünkü adil eğitim, herkese aynı yolu göstermek değildir.
Herkesin öğrenmeye ulaşabileceği bir yol bulunmasını sağlamaktır.
Makale Bilgileri
Etiketler: